one two - Türkçe İngilizce Sözlük

one two

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"one two" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
one-two i. verkaç
two-for-one deal i. bir alana bir bedava
one-two i. bir araya gelince güçlü etki oluşturan ikili
one-two punch i. belirli bir sonuç elde etmek için peş peşe yapılan iki hareket
put one's two cents in f. fikrini söylemek
kill two birds with one stone f. iki işi birden görmek
stand on one's own two feet f. kendi yağıyla kavrulmak
raise two kids on one salary f. bir maaşla iki çocuk büyütmek
raise two kids on one salary f. bir maaşla iki çocuğa bakmak
raise two kids on one salary f. tek maaşla iki çocuğa bakmak
triple one’s money in two weeks f. parasını iki haftada üçe katlamak
reduce one's allowance by two dollars f. birisinin harçlığını iki dolar azaltmak/düşürmek
one or two s. bir iki tane
one or two s. birkaç
one or two s. bir iki
one or two s. birkaç tane
one or two of s. -in bir iki tanesi
one-two s. verkaçı andıran
one-two s. verkaç yapan
one-two s. önemli ve temel bir şeyin veya kimsenin, peşinden gelen başka bir tanesiyle kombininden oluşan
one or two at a time zf. birer ikişer
two in one zf. ikisi bir arada
Öbek Fiiller
polarize (one group of people) into (two groups of people) f. (bir grubu) iki karşıt gruba bölmek
polarize (one group of people) into (two groups of people) f. (bir grubu) kutuplaştırmak
İfadeler
two down one to go expr. ikisi gitti, biri kaldı
friendship is one mind in two bodies expr. dostluk aynı düşünceleri paylaşmaktır
one hour's sleep before midnight is worth two after expr. erken yatan sağlık bulur
one hour's sleep before midnight is worth two after expr. gece yarısından önceki bir saatlik uyku sonrasındaki iki saate bedeldir
one hour's sleep before midnight is worth two after expr. uyku uykunun mayasıdır
you can't dance at two weddings (with one behind) expr. iki karpuz bir koltuğa sığmaz
you can't dance at two weddings (with one behind) expr. iki cambaz bir ipte oynamaz
Atasözü
two heads are better than one akıl akıldan üstündür
two heads are better than one el elden üstündür
two heads are better than one bir elin nesi var iki elin sesi var
If two ride on a horse one must ride behind bir çöplükte iki horoz ötmez
if two ride on a horse, one must ride behind bir ipte iki cambaz oynamaz
if two ride on a horse, one must ride behind bir koltukta iki karpuz taşınmaz
one cannot be in two places at once on tane elim yok. her yere aynı anda koşamam/yetişemem
two can dig a lot quicker than one. iki kişi tek kişiden iyidir
two can dig a lot quicker than one. İki kişi bir kişiden iyidir
one hour's sleep before midnight is worth two after gece yarısından önceki bir saatlik uyku sonrasındaki iki saate bedeldir
one today is worth two tomorrows geleceğin ne getireceği bilinmediği için şu anın değerini bilmek gerekir
one today is worth two tomorrows yarın bir muammadır ama bugün bir armağan
one today is worth two tomorrows şu an gelecekten daha değerlidir
one today is worth two tomorrows bugünün işini yarına bırakma (?)
two heads are better than one birlikten kuvvet doğar
if you chase two rabbits, you will not catch either one iki karpuz bir koltuğa sığmaz
if you chase two rabbits, you will not catch either one aynı anda iki şeyi birden yapmak için çabalarsan ikisinden de olursun
if you chase two rabbits, you will not catch either one aynı anda iki tavşan kovalayan hiçbirini yakalayamaz
while two dogs are fighting for bone, a third one runs away with it iki kişi bir şey için kavga ederken/çekişirken üçüncü kişi o şeyi alır gider
you can't sit in two chairs with one butt aynı anda her yere yetişemezsin
you can't sit in two chairs with one butt aynı anda bir çok işi yapamazsın
you can't sit in two chairs with one butt iki şey aynı anda yapılamaz
you can't sit in two chairs with one butt ikisinden birini seçmesi gerek
Konuşma Dili
one's number two i. ikinci adamı
one or two i. bir iki tane
two-and-one-half striper i. deniz binbaşı
one or two expr. bir iki
(as) easy as one-two-three expr. aşırı kolay
(as) easy as one-two-three expr. çok basit
two birds with one stone expr. bir taşla iki kuş
two for the price of one expr. iki al bir öde
buy two pay one expr. iki al bir öde
Deyim
a one-two punch i. aynı anda veya arka arkaya meydana gelen iki olumsuz durum
two strings to one's bow i. amacı gerçekleştirmek için iki yol
old one-two i. arka arkaya iki yumruk
old one-two i. bitirici (çift) vuruş
old one-two i. arka arkaya iki darbe
easy as one-two-three i. çocuk oyuncağı
easy as one-two-three i. çok kolay
one-two punch i. olumsuz olaylar silsilesi
the old one-two (punch) i. bir elmanın iki yarısı
the old one-two (punch) i. zehir gibi ikili
one-two punch i. boksta hızlıca arka arkaya atılan iki yumruk
the old one-two (punch) i. bir sağ bir sol yumruk
the old one-two (punch) i. tokat gibi ikili
the old one-two (punch) i. etkili çift
the old one-two (punch) i. sağ-sol yumruk
one-two punch i. üst üste gelen aksilikler
one-two punch i. arka arkaya iki darbe
the old one-two (punch) i. birbirini tamamlayan ikili
one-two punch i. art arda gelen aksilikler
the old one-two (punch) i. bir sağ bir sol vuruş
one-two punch i. birbirini takip eden aksilikler
the old one-two (punch) i. yumruk gibi ikili
(one's) two cents' worth i. (birinin) naçizane fikri/görüşü
(one's) two cents' worth i. (birinin) yerli yersiz görüşü
(one's) two cents' worth i. (birinin) sorulmayan fikri/görüşü
(one's) two penn'orth i. (birinin) naçizane fikri/görüşü
(one's) two cents' worth i. (birinin) önemsiz de görülse görüşü
(one's) two cents' worth i. (birinin) bir çift lafı
(one's) two penn'orth i. (birinin) görüşleri/fikirleri
(one's) two pennies (worth) [uk] i. (birinin) görüşleri/fikirleri
(one's) two pennies (worth) [uk] i. (birinin) naçizane fikri/görüşü
(one's) two cents' worth i. sorulmamış olsa da (birinin) fikri/görüşü
stand on one's own two feet f. kendi yağı ile kavrulmak
stand on one's own (two) feet f. kendi işini kendi görmek
keep someone two jumps ahead of one's competitors f. rakiplerinden iki adım önde olmak
put in one's two cents f. fikrini söylemek
put one's two cents f. fikrini söylemek
stand on one's own two feet f. kendi ayakları üzerinde durmak
stand on one's two feet f. kendi ayakları üzerinde durmak
put one's two cents' worth in f. hariçten gazel okumak
put one's two cents' worth in f. burnunu sokmak
put one's two cents' worth in f. bir işe salça/maydanoz olmak
give somene the old one-two f. arka arkaya bir iki yumruk atmak
kill two birds with one stone f. bir taşla iki kuş vurmak
have two strings to one's bow f. yedekte birini tutmak
be (as) easy as one-two-three f. çocuk oyuncağı kadar kolay olmak
be (as) easy as one-two-three f. çok kolay olmak
hit two birds with one stone f. bir taşla iki kuş vurmak
give (one's) two cents' worth f. her lafa atlamak
give (one's) two cents' worth f. her lafa burnunu sokmak
give (one's) two cents f. her lafa burnunu sokmak
give (one's) two cents f. her söze karışmak
give (one's) two cents f. sorulmadan fikrini söylemek
give (one's) two cents' worth f. her söze maydanoz/salça olmak
give (one's) two cents f. bir çift laf söylemek
give (one's) two cents' worth f. bir çift laf söylemek
give (one's) two cents' worth f. kısa veya önemsiz de olsa görüşünü belirtmek
give (one's) two cents f. hariçten gazel okumak
give (one's) two cents f. naçizane fikrini söylemek
give (one's) two cents f. her söze maydanoz/salça olmak
give (one's) two cents f. her lafa atlamak
give (one's) two cents' worth f. naçizane fikrini söylemek
give (one's) two cents f. kısa veya önemsiz de olsa görüşünü belirtmek
give (one's) two cents' worth f. her söze karışmak
give (one's) two cents' worth f. sorulmadan fikrini söylemek
give (one's) two cents' worth f. hariçten gazel okumak
add (one's) two penn'orth f. naçizane görüşünü/fikrini söylemek
add (one's) two penn'orth f. naçizane görüşünü/fikrini belirtmek
give (one's) two penn'orth f. naçizane görüşünü paylaşmak/söylemek
give (one's) two pennies (worth) [uk] f. yerli yersiz kendi fikrini söylemek
give (one's) two penn'orth f. yerli yersiz kendi fikrini söylemek
give (one's) two pennies (worth) [uk] f. naçizane görüşünü paylaşmak/söylemek
give (one's) two pennies (worth) [uk] f. görüşünü paylaşmak/söylemek
give (one's) two penn'orth f. fikrini paylaşmak/söylemek
give (one's) two penn'orth f. görüşünü paylaşmak/söylemek
give (one's) two pennies (worth) [uk] f. fikrini paylaşmak/söylemek
be (as) easy as one-two-three f. çok basit olmak
be (as) easy as one-two-three f. çok kolay olmak
be (as) easy as one-two-three f. tereyağından kıl çeker gibi yapmak
wear two hats (more than one hat) f. iki (birden fazla) görev/rol üstlenmek
wear two hats (more than one hat) f. iki (birden fazla) işe birden koşmak
wear two hats (more than one hat) f. iki (birden fazla) işe bölünmek
wear two hats (more than one hat) f. iki (birden fazla)iş birden yürütmek
keep (two or more people) straight (in one's mind/head) f. kimin kim olduğunu kafasında oturtmak
keep (two or more people) straight (in one's mind/head) f. (birden fazla kişiyi) birbirinden ayırt edebilmek
keep (two or more people) straight (in one's mind/head) f. (birden fazla kişiyi) kafasında ayırt edebilmek
put in (one's) two pennyworth [uk] f. (kendi) naçizane görüşünü/fikrini paylaşmak